x_akbulut @ hotmail.com

 Sanki bu dünyaya kaç kez geleceğiz ki bidaha çocuk olabilcekmiyiz? Hayır daha ilkokulda başlamıştı yaşantısı oku okuman lazım hayat senden çok şey bekliyor dercesine vermediler mi gazı ne oldu sanki yüksek okulda bitti ama hala babamın ve annemin ellerine bakmak yaşantıma olan zevkimi kaybetmiyor mu?

Anne ve babanın yaşamı nereye kadar diye düşünmeye başladım çünkü korkmaya başlamıştım ne yapacaktım onlar olmazsa diye düşünmekten uykularım kaçmıyor mu sanıyorsunuz .Bakın bir kar yağışı neredeyse tüm Türkiye'yi rehin aldı bizim gençliğimizde bu kar yağmıyor muydu elbette yağıyordu köyden şehir merkezine okumak için yürüyerek gelen arkadaşlarımız vardı. Ne oldu çağ değişti her şey daha kolay olması gerekirken hayatın daha da zorlaştığını gördük.

Düşünelim bakalım geleneklerimizi gittikçe kaybeden bir toplum olmaya başladık. Biz böyle miydik eskiden hayır aile büyüklerinin başında dedelerimiz, baba annelerimiz, amcalarımız, halalarımız hepimiz bir avlunun içine sığar yemeklerimizi yedikten sonra da yatacağımız odalarımıza çekilmezmiydik.
Sabah kalkan aile büyükleri ev işlerine bakar çalışanlar işlerine diğerleri de ev işlerine bakarlar kazanılan para eve gelir aile reisine verilirdi oda toplanan parayı ailesi için harcardı.
Evlerde bereket vardı zenginlik vardı, huzur vardı.
Zamanla aile reisinin ölmesi sonucu dağılmalar başladı ,insanlar köylerini satıp şehirlere yerleşmeye başlamaları o güzelim köy yaşantısından kopmalar çoğaldıkça şehire gelen insanlar ise ,asgari ücretli bir işe girerek sefil bir hayata merhaba dediler, köyünde soluduğu o temiz havanın yerini şehirlerde ki kirli hava almaya başladı etine, sütüne taze yumurtasına hasret kaldılar, ve birde sanki onları köylerinden birileri kovmuş gibi özlem duymaya şehirlerdeki köy kahvaltısı yazan yerlere özlem duymaya başladılar.
Köyde kalan kimse varsa onlara sitem başladı baba toprağımızı ekiyorsun bir peynir bile göndermiyorsun sitemleri çoğaldı, kardeşler arasında küskünlükler başladı. Menfaat ve çıkar ilişkileri nifak tohumlarını içlerine kadar düşürdüler.
Ama bir gerçek vardır ki evin temel direği olan anne ve baba birinin ölmesi bile o ailenin temel direğinin yıkıldığını göstermeye yetmedi mi sanki.

Şimdi bazı kişilerin yeniden köylere dönme hazırlığı içinde olduklarını görüyoruz, ama bazı şeyleri unuttukları yine belli, o evdekiler sabah ezanı ile kalkıp hayvanlara yem mi verecekler, tarlaya gidip çapa yapabilecekler mi, akşam dizisini seyretmeden saat 12 de yatıp sabah 5 de kalkabilecekler mi, şehir hayatından kopup tekrar köy hayatına dönebilecekler mi bunu önce düşünmeleri gerekir eğer bunları yaparız diyorlar işte o zaman hayata yeniden merhaba diyecekleri kesin doğal ortamda yaşayarak ciğerlerinde kirli havayı atıp temiz hava ile yer değiştirmelerinin keyfini yaşayacakları güzel günlerin onları beklediği aşikar o zaman anne ve babayı kaybetsek de kendi aile bireylerimize sıkı sıkı sarılarak köydeki yaşamda mutlu günler dileğiyle...