vakahaber

YİTİRDİĞİMİZ DEĞERLER VE BOZULAN TOPLUM


Bu makale 2020-09-18 09:31:56 eklenmiş ve 2960 kez görüntülenmiştir.
Yaşar Geler

Türk toplumu asil ve değerli bir halk toplumudur. Geçmişine baktığımız zaman çok önemli değerler yetiştirmiş, özellikle de ahlaki değerleri yüksek bir toplum olarak bilinir. Bence de hala önemli bir bölümünün aynı şekilde olduğunu düşünüyorum. Ancak, zaman öyle aleyhimize işliyor ki ve öyle farklı durumlarla karşı karşıya kalıyoruz ki ‘’acaba bu etik ve ahlaki değerleri yüksek toplum nereye gidiyor?’’ diye de düşünmeden edemiyoruz.

     Bunları da nereden çıkardın, diye sorabilirsiniz. Bu sorunuzu şöyle yanıtlayabilirim: Hayatımızın önemli bir bölümünde yer alan TV’ler, cep telefonları, tabletler, radyo kanalları, sinema filmleri, tiyatro gösterileri, sokak kavgaları, emniyet verileri, hırsızlık- yolsuzluk haberleri, adalet arayışları, hak-hukuk mücadeleleri, ailevi sorunlar, boşanmalar, ayrışmalar, bölünmeler, ötekileştirmeler… Diye uzayıp giden onca konudan anlayabiliyorum.

     TV’lerdeki akşam ve diğer saat haberlerini dinliyoruz, siyaset tartışmaları neredeyse hep haksızlık, yolsuzluk vb. sorunlar üzerinden yürüyor. Her dakika bir adi hırsızlık vakası, emniyet verilerinden şiddet, yaralama, gasp vb. olay haberleri. TV’lerde işlenen dizi konularının yüzde sekseni şiddete dayalı, savaş, silah, kan, kıyım temalı oyun sahneleri. Cep telefonlarına yüklenen ve yine şiddete dayalı çocuk oyunları gibi konular. Tabletlerde özellik olarak ve sonradan yüklenebilen savaş ve şiddet oyunları. Radyo yayınlarında da yine onlara benzer durumlar. Sinema filmlerinin neredeyse yüzde doksanı yine şiddete dayalı sahneler içeren sahneler. Tiyatro gösterilerinde de bunlara benzer oyun sahneleri. Sokaklar neredeyse her anı şiddete dayalı bir yere dönmüş durumda. Hemen her an bir yerden gelen hırsızlık haberleri, soygun ve gasp durumları. Adaletin olmadığından kuşku duyan toplumsal hareketler. Kamu kurumlarında, özellikle de belediyelerden gelen yolsuzluk haberleri. Nerdeyse toplumun ve özellikle de yeni çiftler arasındaki boşanma olayları. Toplumsal kutuplaşmalar, ötekileştirilen toplum yapısı. Siyasetin acımasız yüzünün kavgaları. İşte tam da bunu açıklamanın yolu toplumsal bozulmanın oluşmasıdır.

     Özellikle çocuklara şiddet ve taciz olaylarının gırtlağa kadar çıkmış olması. Kadına şiddetin diz boyunu geçmesi, öldürülen ve şiddet gören kadınların savunmasız kalmaları. Elinde ya da arkasında devlet gücünü bulundurduğunu düşünerek toplumun bir kısmının bastırılmış olması da toplumsal değer yitiminin bir göstergesidir. Ahlaksal bir çöküntü, etik değerlerin kaybolması insanları toplumdan uzaklaştırarak ötekileşmesine gerekçe oluşturmaktadır.

     Özellikle geri kalmış yörelerde, gelişmede gecikmeli bölgelerde aşiret kavgaları, yer davaları, kan davaları o toplumun ruh sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Hatta son zamanlarda daha çok yükselen mezhepçilik, tarikatçılık ve daha alt ve dar gruplar eliyle toplumun dengesini iyiden iyiye bozmaktadır.

     Daha neler neler? Mesela, özellikle dizilerde ve sinema filmlerinde işlenen ailevi konularda özellikle çift ya da daha fazla kişinin yaşadığı karmaşık aşk ve sex ilişkilerinin işlenmesi ve bunu toplumun zamanının en uygun anına denk getirilerek izlettirilmesi. Tartışma programlarında dahi neredeyse programların birçoğunda yolsuzluk konularının işlenmesi de tesadüf olmasa gerek.

     Ailevi sorunlarımız bile toplumun bozulduğuna işaret ediyor. Aile içi ilişkilerde bile eşler arasındaki zorluklar, çocuklarımızın sorunlarının çözümünde yetersiz ve kayıtsız kalınmışlıklar da bunu gösteriyor. Özellikle ailelere sonradan dahil olan bireylerin aile kavramından uzak kalmış olmaları ve aileleri sahiplenmemiş ahlaksal bir toplum sorunu olmak durumundadır. Yakın çevrenden gördüğün olumsuz davranışların bile toplumun yapısının bozulduğuna bir işaret olarak algılanması gerektiğine işarettir.

     Sonucuna baktığımızda gerçekten çürümeye yüz tutmuş, bozuntuya uğramış, ahlak değerlerini yitirmiş bir toplum olma yolunda hızla ilerliyor gibi duruyoruz. Ancak, tek güvencemizin de köklü bir değerler geçmişine sahip bir toplumdan geliyor olduğumuzdur. Fakat, toplum olarak bir an önce silkinmemiz ve kendimize gelmekle beraber; gerçek değerlerine kavuşmuş bir topluma dönüş sağlamakla amacımıza ulaşmış olacağız.

Yaşar GELER

YİTİRDİĞİMİZ DEĞERLER VE BOZULAN TOPLUM

     Türk toplumu asil ve değerli bir halk toplumudur. Geçmişine baktığımız zaman çok önemli değerler yetiştirmiş, özellikle de ahlaki değerleri yüksek bir toplum olarak bilinir. Bence de hala önemli bir bölümünün aynı şekilde olduğunu düşünüyorum. Ancak, zaman öyle aleyhimize işliyor ki ve öyle farklı durumlarla karşı karşıya kalıyoruz ki ‘’acaba bu etik ve ahlaki değerleri yüksek toplum nereye gidiyor?’’ diye de düşünmeden edemiyoruz.

     Bunları da nereden çıkardın, diye sorabilirsiniz. Bu sorunuzu şöyle yanıtlayabilirim: Hayatımızın önemli bir bölümünde yer alan TV’ler, cep telefonları, tabletler, radyo kanalları, sinema filmleri, tiyatro gösterileri, sokak kavgaları, emniyet verileri, hırsızlık- yolsuzluk haberleri, adalet arayışları, hak-hukuk mücadeleleri, ailevi sorunlar, boşanmalar, ayrışmalar, bölünmeler, ötekileştirmeler… Diye uzayıp giden onca konudan anlayabiliyorum.

     TV’lerdeki akşam ve diğer saat haberlerini dinliyoruz, siyaset tartışmaları neredeyse hep haksızlık, yolsuzluk vb. sorunlar üzerinden yürüyor. Her dakika bir adi hırsızlık vakası, emniyet verilerinden şiddet, yaralama, gasp vb. olay haberleri. TV’lerde işlenen dizi konularının yüzde sekseni şiddete dayalı, savaş, silah, kan, kıyım temalı oyun sahneleri. Cep telefonlarına yüklenen ve yine şiddete dayalı çocuk oyunları gibi konular. Tabletlerde özellik olarak ve sonradan yüklenebilen savaş ve şiddet oyunları. Radyo yayınlarında da yine onlara benzer durumlar. Sinema filmlerinin neredeyse yüzde doksanı yine şiddete dayalı sahneler içeren sahneler. Tiyatro gösterilerinde de bunlara benzer oyun sahneleri. Sokaklar neredeyse her anı şiddete dayalı bir yere dönmüş durumda. Hemen her an bir yerden gelen hırsızlık haberleri, soygun ve gasp durumları. Adaletin olmadığından kuşku duyan toplumsal hareketler. Kamu kurumlarında, özellikle de belediyelerden gelen yolsuzluk haberleri. Nerdeyse toplumun ve özellikle de yeni çiftler arasındaki boşanma olayları. Toplumsal kutuplaşmalar, ötekileştirilen toplum yapısı. Siyasetin acımasız yüzünün kavgaları. İşte tam da bunu açıklamanın yolu toplumsal bozulmanın oluşmasıdır.

     Özellikle çocuklara şiddet ve taciz olaylarının gırtlağa kadar çıkmış olması. Kadına şiddetin diz boyunu geçmesi, öldürülen ve şiddet gören kadınların savunmasız kalmaları. Elinde ya da arkasında devlet gücünü bulundurduğunu düşünerek toplumun bir kısmının bastırılmış olması da toplumsal değer yitiminin bir göstergesidir. Ahlaksal bir çöküntü, etik değerlerin kaybolması insanları toplumdan uzaklaştırarak ötekileşmesine gerekçe oluşturmaktadır.

     Özellikle geri kalmış yörelerde, gelişmede gecikmeli bölgelerde aşiret kavgaları, yer davaları, kan davaları o toplumun ruh sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Hatta son zamanlarda daha çok yükselen mezhepçilik, tarikatçılık ve daha alt ve dar gruplar eliyle toplumun dengesini iyiden iyiye bozmaktadır.

     Daha neler neler? Mesela, özellikle dizilerde ve sinema filmlerinde işlenen ailevi konularda özellikle çift ya da daha fazla kişinin yaşadığı karmaşık aşk ve sex ilişkilerinin işlenmesi ve bunu toplumun zamanının en uygun anına denk getirilerek izlettirilmesi. Tartışma programlarında dahi neredeyse programların birçoğunda yolsuzluk konularının işlenmesi de tesadüf olmasa gerek.

     Ailevi sorunlarımız bile toplumun bozulduğuna işaret ediyor. Aile içi ilişkilerde bile eşler arasındaki zorluklar, çocuklarımızın sorunlarının çözümünde yetersiz ve kayıtsız kalınmışlıklar da bunu gösteriyor. Özellikle ailelere sonradan dahil olan bireylerin aile kavramından uzak kalmış olmaları ve aileleri sahiplenmemiş ahlaksal bir toplum sorunu olmak durumundadır. Yakın çevrenden gördüğün olumsuz davranışların bile toplumun yapısının bozulduğuna bir işaret olarak algılanması gerektiğine işarettir.

     Sonucuna baktığımızda gerçekten çürümeye yüz tutmuş, bozuntuya uğramış, ahlak değerlerini yitirmiş bir toplum olma yolunda hızla ilerliyor gibi duruyoruz. Ancak, tek güvencemizin de köklü bir değerler geçmişine sahip bir toplumdan geliyor olduğumuzdur. Fakat, toplum olarak bir an önce silkinmemiz ve kendimize gelmekle beraber; gerçek değerlerine kavuşmuş bir topluma dönüş sağlamakla amacımıza ulaşmış olacağız.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Haber Yazılımını Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
vakahaber.com vakahaber, haber sitesi, haberci, haber oku, gazete, manşet, son dakika, ajans, spor, gündem, politika, flaş haber, dakik, siyaset, magazin, video
sanalbasin.com üyesidir © Copyright 2017 vakahaber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Medyahost internet Hiz. Haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi